Türküler Dolusu Metni Etkinlikleri 6.sınıf Türkçe ders kitabı

TÜRKÜLER DOLUSU Şiiri

Kirazın derisinin altında kiraz,

Narın içinde nar…

Benim yüreğimde boylu boyunca

Memleketim var.

Canıma ciğerime dek işlemiş,

Canıma ciğerime,

Sapına kadar.

Elma, dalından uzağa düşmez.

Ne yana gitsem nafile,

Memleketin hâli gözümden gitmez.

Bin bir yerimden bağlanmışım,

Bundan ötesine aklım ermez.

Yerliyim yerli olmasına,

ilmik ilmik, damar damar

Yerliyim.

Bir dilim Trabzon peyniri,

Bir avuç tiftik,

Bir çimdik çavdar,

Bir tutam şile bezi gibi.

Dişimden tırnağıma kadar

Ressamım.

Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım.

Taşıma toprağıma toz konduranın

Alnını karışlarım.

Şairim şair olmasına,

Canım kurban şiirin gerçeğine hasına,

içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum.

Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter,

Şairim,

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,

Ayak seslerinden tanırım.

Ne zaman bir köy türküsü duysam

Şairliğimden utanırım.

Şairim,

Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum.

Türkülerle yunmuş, yıkanmış dilim.

Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.

Hey hey, yine de hey hey!

Salınsın türküler bir uçtan bir uca.

Evelallah hepsinde varım.

Onlar kadar sahici,

Onlar kadar gerçek,

insancasına, erkekçesine,

“Bana bir yudum su…” dercesine,

Bir türkü scıylemeden gidersem yanarım.

Ah bu türküler,

Türkülerimiz!

Ana sütü gibi candan,

Ana sütü gibi temiz.

Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.

Ah bu türküler,

Köy türküleri!

Dilimizin tuzu, biberi.

Memleket ahvalini onlardan sor.

Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i.

Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni,

Ben türkülerden aldım haberi.

Ah bu türküler, köy türküleri!

Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak…

Hilesiz hurdasız, çırılçıplak.

Dişisi dişi, erkeği erkek,

Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara,

Bıçağı bıçak.

Ah bu türküler, köy türküleri!

Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi.

Kiminin reyhasından geçilmez,

Kimi zehir zemberek gibi.

Ah bu türküler, köy türküleri!

Olgun bir karpuz gibi yarılır içim.

Kan damlar ucundan, mürekkep değil,

işte söz, işte ses, işte biçim:

“Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar.”

iliklerine kadar işlemiş sızı.

Artık iflah olmaz kavak ağacı.

Bu türkünün yüreğinde sancı var.

Ah bu türküler, köy türküleri!

Ne düzeni belli ne yazanı…

Altlarında imza yok ama içlerinde yürek var.

Cehennemler gibi dövüşen,

Bir çocuk gibi gülüp Mağaralar gibi inleyen…

Nasıl unutur, nasıl?

Ömründe bir defa Kâzım’ın türküsünü dinleyen?

Bedri Rahmi EYÜBOGLU

Türküler Dolusu Etkinliklerini birlikte yapalım.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir